Simay önümüzdeki hafta 17 ayı bitirecek. Anlamlı kelime söylemeye ne zaman başladı hatırlamıyorum, anne, baba ve aç kelimelerini uzun süredir diyordu zaten. Son bir kaç aydır ise kelime haznesi hızla artıyor. Telaffuzu da genelde gayet düzgün. Onu konuşurken dinlemek çok eğlenceli. Hele burnunu çekip, parmağını burnuna götürerek bastıra bastıra "şümük, şümük" deyişine ailecek hastayız :) Bugün itibariyle anlamını bilerek ve tam yerinde söylediği kelimeler:
Anne, baba, dede, anneanne, babaanne, Orkun, teyze, Selen, Ayşe, su, mama, meme, göbek, al, aç, attı, düştü, patik, terlik, ayak, çıkart, hop, kulak, makarna, gol, şutgol, kitap, kedi, aslan, maymun, tavşan, dıgıdık, burda, aaa o ne ya, çorap, çorba, balık, domates, patates, elma, süt, bir, iki, sabun, sümük, bez, toka, top, muz, peynir, anahtar, merhaba, çukulata (çukuta), çiçek, bak, alo, abla, araba, bebek, bırak, sıcak.
06.01.2012 itibariyle eklenenler: Olmadı, hoşcakal, bu ne, boşmuş, bitmiş.
Sonradan edit 22.01.2012: Bi tane, sen ye, nasılsın.
Konuşkan bir kız olacak sanki. İleride "Yeter artık, bi sus Simay" diyeceğimiz günleri şimdiden kafamda canlandırabiliyorum :))
Çarşamba, Ocak 04, 2012
Konuşkan
Çarşamba, Eylül 28, 2011
Canlandırmak lazım -mı acaba-?
Başlarda uzaktan uzaktan takip ediyordum "blogging"i. Sonra biraz da arkadaşların araya girmesi ve zorlamasıyla tanıştık kendisiyle. İlk bir iki buluşmanın ardından vay be dedim, keyifli olmaya başladı bu iş. Uzun vadeli bir ilişki olacak gibiydi. Her gün görüşemesek de ayda 2-3 kez mutlaka biraraya gelirdik. Güvendim kendisine, hayatıma aldım, içimi döktüm, planlarımdan bahsettim. Allah var, o da hep sabırla dinledi beni. Anlatırken düşünmemi, kafamı toparlamamı sağladı. Ama zamanla ilişki eski heyecanını kaybetti. Biraz ara verelim dedim. Aslında bir kaç kere uğrayıp iki laf etmek istedim ama son anda vazgeçtim. Bunları yazarken anlıyorum ki, bu ilişki tamamen bitmiş. Zorlamanın anlamı yok. Başka biri mi var diye düşünülmesin, twitter, tumblr, friendfeed felan da yok hayatımda. Hani denir ya, sorun sende değil ben de diye. Yazmak/paylaşmak istemiyorum artık. Daha doğrusu eskisi kadar yazmak istemiyorum.
Bir müddet daha aklıma geldikçe arayıp, laflarım. Araya mesafe girmiş iki eski dost gibi görüşür, olanı biteni kısaca özet geçerim. Hatta hazır gelmişken anlatayım bari. Kız iyi, 13 aylık oldu. Yürümeye başladı. Ufaktan konuşmaya da başladı. Aç, al, anne, baba, annanne, teyze, karpuz, artist, attım, Ayşe Abla felan diyor. Şu aralar en favori oyunu saklambaç. Dans etmeye bayılıyor, en ufak müzikde bile hemen kıvırmaya başlıyor. Geçen hafta eğitim için 2 günlüğüne şehir dışına çıkmak zorundaydım. İlk kez geceyi ayrı geçirdik. Babası da Ankara'daydı. Babaanne ve bakıcı ablasıyla kaldı. Ben dokunsan ağlayacak haldeydim ama Simi'nin keyfi gayet yerindeymiş, hiç sorun çıkartmamış, beni hiç aramamış. Bu duruma hem bozuldum hem de sevindim. Zira önümüzdeki günlerde yurtdışına da çıkmam gerekecek. Koca da iyi sayılır. Doktorayı bitirmek için 1 ay süresi kaldı. Kadro açılmadığı için okuldan ayrılmak zorunda, başka bir kuruma geçiş için uğraşıyor şu sıralar. Bekliyoruz bakalım. İşler de yolunda, çok şükür ciddi bir sıkıntı yok.
İyi oldu, uğrayıp anlattığım. Kendimi kötü ve vefasız hissediyorum. Bir daha ne zaman geleceğim konusunda kesin bir şey söyleyemem, belki gene aylarca hiç uğramam ama beni anlayacağını ve yargılamayacağını biliyorum blogger.
:)
Salı, Mayıs 31, 2011
Kaka Çiş mevzuu
Anne blogu formatına girdim iyice ama bunu yazmam lazım. Yazayım ki "bezsiz bebek" konusunu araştıran taze anneler de bunun olabilirliğini ve küçücük bebenin kakasını tuvalete yapmasının korkutucu bir travmaya neden olmadığını görsün :)
Simay 5 aylıkken kilo alımının az olması nedeniyle ek gıdaya geçtik. Bu geçiş aşamasında hafif bir kabızlık sorunu oldu. Biz de çok ıkınıp zorlandığı zamanlarda bebecik rahat kaka yapsın diye poposuna zeytinyağı sürüyor ve tuvalet pozisyonunda tutuyorduk. Kaka yapışı rahatlayana kadar 2-3 hafta bu şekilde devam ettik. Vücut ek gıdaya alışınca kakası da düzeldi ama beze kaka yapamaz oldu bizim kız! O gün bugündür kakası gelince ıkınıyo mıkınıyo ama beze yapmıyor. Ikındığını farketmezsek eğer minicik bir kaka yapıyor. Kokudan hissedip bezini açıyoruz ve tuvalete götürüyoruz. Hemen bırakıyor. Hani doktorlar, uzmanlar diyor ya "2 yaşından önce bebek kakasını bilemez, tutamaz, tuvalet eğitimine başlamayın vs" diye (nitekim bizim doktor da öyle diyor), yok öyle birşey. 6 aylık bebek biliyodu kakasını ve kakanın beze yapılma zorunluluğu olmadığını. İşin sırrı çocuğun hareketlerini takip edip, kakasının geldiğini anlayınca da alıp tuvalete götürmekte. Zaten bu yapığımız tuvalet eğitimi değil, tuvalet iletişimi (Tİ) :)
Bütün bu süreç içerisinde "bezsiz bebek" kitabından haberdardım ama alıp okumak kısmet olmamıştı. Geçen ay onu da aldım. Aklın yolu bir, orada yazılanlarla aynı şeyleri yapıyormuşuz zaten. Kitabı okuduktan sonra kızı çiş için de tuvalete tutmaya başladım. Sabah kalkınca, her 4 saatte bir bezini değiştirirken ve banyo öncesi ve sonrası tutup "çişşş, çişşş" diyorum ve 2 damla bile olsa mutlaka çişini yapıyor. Sonra da altını silip yatağın üzerinde 10-15 dk. bezsiz, cıbıl oynamasına izin veriyorum, çok mutlu oluyor :) Tamamen bezsiz bırakma fikrine ve yıkanabilir bez kullanmaya henüz cesaret edemedim ama havalar iyice ısındıktan sonra arada sırada bezsiz de bırakırım diye düşünüyorum. Bir de halen lazımlık almadım. Alsam iyi olur ama.
Bezsiz bebek konusu ile ilgili şurada ve şurada bazı yazılar var.
Bizim kızın illa evdeki tuvalete yapacağım diye bir sıkıntısı da yok. Pek çok yerde kakası gelince bezi çıkartıp tuvalete tuttum, hepsinde de rahatça yaptı. Mekan değil yani onun için önemli olan, pozisyon. Ayrıca kakaya arkadan baybay felan da yapmıyoruz, basıyoruz sifona gidiyor. Bir travma felan yaşamışlığımız da yok.
Ayşe Abla'sı da alıştı bu duruma, o da benim gibi yapıyor. Önce inanamadı, "önermiyorlar, zararlıymış" gibi şeyler dedi ama baktı ki Simi gerçekten tuvalete yapıyor ve mutlu oluyor, hemen adapte oldu tuvalete tutma işine. Üstelik bu durum esas onun için avantaj. Zira iğrenilecek kakalı bir bez, silinmesi gereken kakalı bir popo yok ortada :) Bu arada, anlaşılacağı üzere biz halen Ayşe Abla'yla beraberiz. Sorunsuz devam ediyoruz.
Cumartesi, Nisan 16, 2011
Bakıcı_2
Perşembe, Şubat 24, 2011
Bakıcı
Çalışan anne çocuğuyum. Anneanne ve babaanneyi hiç tanımadım. 5 yaşına kadar teyzem ve halam bakmış. Sonra kreşe başlamışım. İlkokul 1. sınıfta yuvaya gittim, 2. sınıfta bir komşumuz bakıcılık yaptı, 3. sınıftan itibaren de evde tek kaldım. Ve açıkcası hiçbir zaman keşke annem evde dursaydı da bana daha fazla vakit ayırsaydı diye düşünmedim. Aksine annemin çalışıyor olmasının, özgüvenimin artmasında büyük rolü vardır. Kızkardeşim 3 aylıkken kreşe başladı. Şimdi 23 yaşında. İletişimi güçlü, kendi ayakları üstünde durabilen, kararları mantıklı, son derece sosyal bir insan. Simay'ın da teyzesine benzemesini isterim [Çenesi ve dilinin pabuçluğu benzemese iyi olur ama :)].
Simay 6,5 ayı bitirdi. İlk 3 ay ben baktım. Sonra işe başladım, 1 ay anneanne baktı. Aralıkta tekrar izin aldım, 1 ay daha başbaşa kaldık. Ocakta babaanne geldi. Şubat'ta tekrar anneanne ve teyzesi kaldı kuzuyla beraber. Bu hafta ve önümüzdeki hafta da babaanne bakacak. Sonra, yani Simi 7 ayı bitirince, bizim için yeni bir dönem başlayacak. Bakıcımız, Meryem Teyze'miz başlayacak işe. Bu arada, süt izni nedeniyle Ağustos'a kadar pazartesi günleri evdeyim. Çalışıyor olmaktan dolayı vicdan azabı duymuyorum. Kızımı emin ellere teslim ettiğimi biliyorum ve bunu ona da sık sık söylüyorum: "Seni yeterince sevmeyeceğini düşündüğüm insanların kucağına asla vermem."Meryem Abla 3 yıldır bize temizliğe gelirdi. 3 çocuk, 2 torun sahibi. Eşini çok gençken kaybetmiş. En küçük çocuğu daha 6 aylıkmış. Temizlik konusunda çok maharetli değilse bile güvenilirliği, samimiyeti nedeniyle tercih ettik biz onu. Büyük oğluyla bir müddet beraber çalıştık. Kızı da bir arkadaşımızın yanında çalışıyor. Daha ortada gebelik felan yokken konuşurduk onla, çocuk olursa sen bakarsın diye. Her gördüğünde de torunum nerde, niye yapmıyorsun derdi :) Kısmet bu zamanaymış.
Büyükannelerden ziyade bakıcıyı tercih etmemin en önemli sebebi evde sürekli annelerle yaşamanın bizi artık yormaya başlaması. Anneanne Ankara'da yaşıyor. Dolayısıyla geldiği zaman sürekli kalmak zorunda. Babaanne de tek yaşıyor, e o da geldiği zaman yatılı kalıyor. Kocamla başbaşa olmaya hasret kaldık resmen. Bunun böyle olacağını bildiğim için daha hamileliğin başında demiştim büyükannelere bir müddet siz bakarsınız, sonra Meryem Abla gelir diye. Hoşlarına gidip gitmemesi hiç umrumda olmadı açıkcası. Ev benim, kız benim :) Çok şükür ki Simay uyumlu ve sakin bir bebek, yabani değil. Meryem Abla'nın gül gibi bakacağına ve herşeyden önce çok seveceğine eminim. Büyükanneler de hazır kıta olarak yedekte olacaklar tabi.
Salı, Şubat 01, 2011
Çocuklarınız
Onlar kendi yolunu izleyen 'hayat'ın oğulları ve kızları
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller
Onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil
Çünkü ruhlar yarındadır
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın
Çünkü hayat geriye dönmez
Dünle de bir alışverişi yoktur
Siz yaysınız,çocuklarınız ise
Sizden çok ilerilere atılmış oklar
Okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek
Okun uzaklara uçmasını sağlar
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever
Satırları sahibi Halil Cibran. Beni Halil Cibran'la tanıştıran Öykü'ye ve onun nezdinde Sezen Aksu'ya teşekkür ederim :)
Cuma, Ocak 14, 2011
Çok şükür
Gazlı bir bebiş olması nedeniyle ilk 40 gün sürekli ağladı. 40. günden sonra şiddeti düşse de yine de çok ağlak bir bebekti. Çok heveslenmeme rağmen doğum iznindeyken pek de gezemedik kendisiyle. Ama 3. aydan sonra bir haller oldu. Gaz sorunu azalınca ağlama da azaldı. Gülücükler arttı. Hatta kahkaha atar oldu. Şimdi sadece uykusu gelince ağlıyor, hatta kendini kaybediyor uyku ağlamasında ama en fazla 10 dk. sürüyor bu ağlama krizleri. Kucağımızda uyuyor hep, şikayetçi de değilim bu durumdan. Çok şükür ki mutlu bir bebek. Kalabalığı, etrafta birilerinin olmasını çok seviyor. "Pişt" diyene gülücük atıyor. Allah eksiltmesin o gülüşünü.
O kadar güzel ki kokusu, içime çekmeye doyamıyorum. Muazzam güzel bir duygu annelik. Annemin de beni bu kadar sevmiş olabileceğine inanamıyorum nedense :)
Doğum izninden sonra bebiş 1 yaşına gelene kadar günde 1,5 saat süt izni veriyor yasalar. İşyerim süt iznimi haftada 1 gün toplu kullanmama onay verdi. 4 gün çalışıp 3 gün evde olacağım. Pazartesileri de evdeyim 10 Ağustos'a kadar.
